Aşk nedir, aşkın ömrü nedir ve aşkın disiplini nedir?

Aşk nedir, aşkın ömrü nedir ve aşkın disiplini nedir?

Aşk Nedir?

Prens Charles ile Lady Diana evlenirken, gazeteciler ‘birbirinize aşık mısınız?’ diye sorduklarında onlar ‘aşk ne demekse biz oyuz’ dediler. Bu yanıt üzerine gazeteciler, ‘aşkın ne işe yaradığını bilmiyorlar’ diye yazarak, yeni evli çiftle dalga geçtiler. Biraz politik bir cevap olmakla birlikte Prens Charles’in söylemiş olduğu, doğruydu. şu demek oluyor ki aşktan ne anlıyorsanız aşk,odur.

Aşk, yüzyıllardan beri bir tek duygularla yaşandığı farz edilerek, filozoflar ve şairler tarafından tarif edilmiş, bilim adamları aşkın tarifiyle uğraşmamıştır. Çünkü bilim denilince insanoğlunun aklına analitik, soğuk, ciddi, sebep-sonuç ilişkilerine dayanan bir şey gelir. Fakat aşkın anlaşılmasında son 30-40 senenin, bilimsel analizleri ciddî bir yardımcı olmuştur. Atomdaki nötronla proton arasındaki çekim gücü, kadınla erkeğin ilişkisi, liseli aşıkların yaşadıkları duygu seli, yada Yaratıcı’ya olan bağlılık…

bu tarz şeylerin hepsi aşk tanımı içinde açıklanmaktadır. Aşk, hakikaten hepsini kucaklayacak kadar geniş bir şemsiye midir?

Aşk, sevginin tutkulu ve derinlikli biçimidir. Aşkı sevgiden ayıran en önemli üç özellik, sadakat, bağlılık ve şefkattir. Sevdiğine delice bir tutkuyla bağlanan âşık onun için kendi çıkarını terk eden kişidir. Aşık olan kişide muhakeme ikinci plana düşmüş, öncelik duyguların olmuştur.

Aşk bununla birlikte gerçeklerin dışına çıkmış, hayal dünyasında yaşanan duygusal bir duygudur. Aşktan anlaşılan şey romanstır. Güzel bir aşk yaşamak için romansı mahveden ve artıran şeylerin iyi bir sentezi gerekir.

Aşkın Ömrü

Aşk, 1,5 – 3 yıl içinde değişen bir ömre haizdir. Ondan sonrasında buğu olup uçar. Süreç sevgi ve aşkla başlar fakat; mantıkla devam eder. Mantık içermeyen aşk, bir müddet sonra yok olmaya mahkûmdur.

Aşk, uzun bir yolculuğa çıkmak yada yanan bir ateşi seyretmek gibidir. İnsan ateşe şevkle bakar fakat onu canlı tutmak için çabalaması gerekir. Ateş yanarken arada bir sönmeye yüz tutsa da ihtiyaç duyulan bakım ve ilgiyi görmüş olduğunda yine alevlenir. Aşkın kısa sürmesinin sebebi, aşıkların aşk ateşinin içine atlayıp, yanmak icap ettiğini düşünmeleridir.

Oysa aşk, yönetilmesi gerektirme eden bir ateştir. Ateşe dışarıdan takviye yapmak, onun ısı ve enerjisinden faydalanmayı sağlar. Aşıklar, beraber alevlendirdikleri ateşi izleyerek mutlu olurlar. Fakat mantıksız bir halde alevlerin içine dalmak, onu iki sene de sönen bir kül yığınına çevirir. Yani aşk; sebep değil, iyi bir birlikteliğin sonucudur.

Burada akla şöyle bir soru gelebilir: Aşk bir sonuç ise, başlangıçta yaşanan nedir? Aşk merdiveninin ilk basamağında kadın ve erkek arasında albeni meydana gelir. Birbirinin çekim alanına giren iki fert, birbirlerinden hoşlanırlar. Eğer bu yakınlık iyi bir ilişkiye dönüşürse, aşka kapı aralanır. Aşkın oluşmasında başlangıç itibariyle tarafların birbirinden nefret etmemesi yeterlidir.

Tarafların birbirleri hakkında ciddi boyutlarda olumsuz değerlendirmeleri yoksa ve iyi bir ilişki yaşanıyorsa, bu aşkı filizlendirebilir. Fakat her ilişki aşkla başlamak zorunda değildir. Önemli olan iki ferdin birbirini tanımasıdır.

Aşkın Disiplini

Aşkın kendine ilişkin bir disiplini vardır. İnsanın aşk hakkında bilgilenmesi, ‘aşk nedir, iyi mi aşık olunur?’ benzer biçimde soruların cevabını bulması gerekir. Çünkü aşk yırtıcı bir ormanda gezmeye benzer. Kaliteli bir yolculuk için informasyon ve donanım gerekir. İnsan ormandan sadece hazırlıklı olduğu taktirde zevk alıp, iyi vakit geçirebilir. ‘Ormanı seviyorum ve bir süre orada yaşamak istiyorum’ diye tedbirsiz bir yola çıkış, bizi baş edemeyeceğimiz tehlikelerle karşı karşıya getirerek, mahvedebilir.

Oysa aşk mevzusunda edinilen bilgi yaşanan problemleri kazanca çevirmemizi elde edecektir. Aşklarını uzun seneler devam ettiren çiftler, fırtınalı dönemler yaşasalar da gemiyi terk etmemiş ve bağlılıklarından taviz vermeden beraberliklerini sürdürmüşlerdir. Bu da sadece ilişkiye emek vermekle mümkündür. Bir insandan ‘otuz, kırk senedir aynı kişiye aşığım’ sözünü duymak çiftlerin birbirlerini mutlu etme çabalarının sonucudur. Uzun süre geçindiren aşklarda iyi niyet ve sevgi azalsa bile asla bir süre kaybolmamıştır.

Çiftler, aşk ateşi sönmeye yüz tuttuğunda onu tekrar iyi mi alevlendirecekleri konusunda çözüm aramış ve problemi ortadan kaldırmışlardır. Zamanla ilişkilerin heyecanını kaybedip, insanoğlunun birbirlerinden sıkıldıkları da olabilir elbet.

Bunun sebebi, birlikteliklerine ayırdıkları vaktin, enerjinin, ilginin azalmasıdır. Bir adam ‘eşimden sıkılıyorum’ diyorsa ilgisi işe, aynı şeyi kadın söylüyorsa, ilgisi çocuğuna yada ev işine yönelmiştir. Ancak bu kalıcı bir vaziyet değildir. Çiftler, karşılıklı olarak ilgilerinin azaldığını fark ediyorlarsa, sevdikleri insanı hoşnut etmeye çalıştıklarında aşk ateşi yine alevlenir. Bir çok ilişki ve evlilik bu çaba gösterilmediği için bozuluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir