Beyninizi eğitebilir misiniz?

Beyninizi eğitebilir misiniz?

Kendinizi koltuktan kalkamayacak kadar bitkin ve amaçsız mı hissediyorsunuz? Zihninizin baş etmekte zorlandığı problemler yumağı önünüzde çığ benzer biçimde büyüyor mu? Günlük yaşamın döngüsünde kalmak, yaşadığınız kötü olayların altından kalkmak, maddi sorunlarla boğuşmak, günümüzde değişen insan profilleri ile anlaşmaya çalışmak… İşte beyin jimnastiği dediğimiz konsept tam bu noktada devreye giriyor. Bu konsept beynimizi daha farklı düşünmek ve en iyiyi ortaya çıkarmak üzere eğitmek ilkesine dayanıyor. Peki beynimizi iyi mi eğitebiliriz? Bu mevzuya girmeden önce sinirbilimle ilgili temel birkaç bilgiye ihtiyacımız var.

Çekim yasası nasIl işliyor?

Sinirbilim nedir? Beyin ve vücut içinde bağlantı oluşturmak ne anlama geliyor? Çekim yasası nedir? Düşüncelerimizi değiştirerek kaderimizi değiştirebilir miyiz? ‘Secret’ kitabının piyasaya çıktığı dönem, bununla birlikte karşıt görüşlerin de adından söz ettirmesine zemin oluşturmuştu. Hayatta yaşadığımız tüm deneyimlerin aslına bakarsak düşüncelerimizin bir sonucu olduğu ve pozitif yönde düşüncenin arzuladığımız hedefe ulaşmamızda en büyük yardımcımız olduğu görüşü, bazı bilimsel çevreler tarafından saçma bulunmuş oldu. Çünkü matematik ve fizik çevreleri için kişisel gelişimcilerin çok sevdiği konuların başlangıcında gelen kuantum fiziği ve çekim yasasının aslına bakarsak bunlarla hiçbir ilişkisi yoktu.

İki temel eleştiri

Buradaki temel eleştiri şuydu. Fizikte iki kuvvet için çekim yasasından söz ediliyor; kütle çekim kuvveti ve elektrostatik çekim kuvveti. Kütle çekim kuvveti adı üzerinde, kütlesi olan her cismin hacmi olan öteki cismi çektiğini söylüyor. Elektrostatik çekim kuvveti ise elektriksel yüklerine göre cisimlerin birbirlerini çektiğini veya ittiğini söylüyor ve bu çekim yasaları da düşüncelerimizi doğal olarak kapsamıyor. Tam tersi, zıt manyetik kutupların birbirini çektiğine ilişkin yasalar var genel fizikte, aksi düşünceler ise bilimsel bulgularla çelişkili sadece düşüncelerin dolaylı olarak manyetik alanlar oluşturduğu gerçek. O da şöyle oluyor. Düşüncelerin oluşumu sırasında nöronlar doğrusu sinir hücreleri arasındaki elektrik akımları manyetik alanlar oluşturuyor sadece bu manyetik alan çok zayıf. Öyle ki elektronik aletlerin oluşturduğu manyetik alan bile bu alandan katbekat büyük. Dolayısıyla düşüncelerin oluşturduğu manyetik alanın yaşadığımız olayları etkileyecek şekilde evreni yönlendirmesi bilimsel açıdan pek mümkün değil.

Gerçek nedir, ne değildir?
İşin bir de algıladığımız dünya boyutu var. Buna ister evren deyin, ister gerçeklik, hem gerçekte olduğu hem de bizim algıladığımız haliyle ikiye ayrılıyor. Bizler duyu organlarımız aracılığıyla belli bir noktaya kadar algılayabiliyoruz. Algıladığımız gerçek ise tamamen kim olduğumuz yani zekamız ve sosyo-kültürel değerlerimizle ilgili. İyi ve güzel şeylere odaklandığımız zaman etrafımızdaki güzellikleri, kötü ve olumsuz şeylere odaklandığımız zaman da bunları daha çok görüyoruz. Burada değişen unsur gerçeğin ne olduğu değil, bizim onu algılama sonucumuz. Dolayısıyla evrene mesaj gönderme diye bir şey de söz konusu değil ve tüm bunların fizikteki çekim yasasıyla hiçbir ilgisi yok. Ama şundan söz edebiliriz. Sinirbilim ve davranış psikolojisi alanlarındaki son gelişmeler, zihnimizi yönetmenin etkili sonuçları olduğunu gösteriyor.

Sinirbilim nedir?
Son yıllarda ülkemizde yüksek lisans ve doktora programları düzeyinde gelişen bölümlerin başında sinirbilim geliyor. Sinirbilim ya da diğer adıyla nörobilim, kısa tanımıyla canlılardaki sinir sistemini ve beyni yapısal ve işlevsel olarak inceleyen bir bilim dalı. Birçok alandan besleniyor ve birçok alanı etkiliyor. Beynin kontrol mekanizmalarının ve beyin kaynaklı hastalıkların nedenlerinin anlaşılmasında öne çıkıyor. Sinirbilim uzmanlarının bir kısmı, hayatımızı değiştirmenin en kolay yolunun kim olmak istediğimize ve yaşamdan ne istediğimize odaklanmak için düşüncelerimizi yeniden ele almak olduğunu söylüyor.

Beynimiz bedenimizin CEO’su mu?

Evet, uzmanlara göre beynimiz bedenimizin CEO’su ve hepimiz beynimizle bedenimizi senkronize etmek zorundayız, çünkü beynimizin mantıksal ve duygusal bölümlerinden gelen mesajları idrak etmek ve sıralamak kendimizle uyum içinde yaşamanın temelleri arasında. Nörobilimci Dr. Tara Swart, beyin jimnastiğinin bizlere yeni sinir yolları oluşturmak için pratik araçlar verdiğini söylüyor. Swart’ın yeni kitabı The Source: Open Your Mind, Change Your Life, şu sırada dünyada, The Secret’tan sonrasında maksimum ses getiren kitaplardan biri olarak adından söz ettiriyor. Beynimizin çalışma şeklini değiştirirsek yaşamlarımızı dönüştürebileceğimizi öngörüyor ve beynimizin gücünü uyandırmak için uygulanabilir dört adımdan söz ediyor:
1. Potansiyelinizi geliştirmek için otomatik pilot durumundan çıkın ve beyninizin yolunu tekrar düzenleyin.
2. Enerjinizi en derin değerlerinize ve tutkularınıza yönlendirerek, dilediğiniz şeyleri düzenleyin.
3. Göstergelerin gücünden yararlanın. İstediğiniz şeyleri görselleştirin.
4. Hayata güvenle tutunun, korkulardan ve negatif düşüncelerden kaçının.

Zihninizi  nasıl yönetirsiniz?

Zihin yönetimi, kişinin zihnini kontrol etmesinin bir yolu. Bunu yapmak için düşünce sistemimizi gözden geçirmemiz gerekiyor. Neden zihin yönetimine ihtiyacımız var? Çünkü zihnimizi yönetmediğimiz sürece istediğimiz başarıya, barış ve huzura ulaşmamız zor. Psikologlar en küçük ilginin önce zihinde doğduğunu söylüyor. Sonra bu tohum büyümeye başlıyor. Kendimizi farklı şekilde düşünmeye yönlendirmek kolay değil ve bunu ancak motivasyonumuzu artırırsak yapabiliriz. Bu, hayatın bizden talep ettikleri yüzünden kendimizi bir sorunlar yumağının içinde bulma hissini yenmede yardımcı olabilir ve bunun sırrı belki de gizemli güçlerde değil beynin gücü dahilindedir.

1. Hedeflerinizi belirleyin. Bu adım, zihin yönetiminin fark yaratmaya başladığı ilk adım. Hayatta istediğinizi elde etmek için zihninizi yöneten ilk teknik, nereye gittiğinizi ve ne elde etmek istediğinizi bilmekle ilgili. Yaşadığınız hayattan mutluysanız sorun yok ama değilseniz hedeflerinizi belirlemek önem taşıyor, tabii olması mümkün olmayan hedefleri kastetmiyoruz.

2. Sizi engelleyen nedenleri keşfedin. Hedef belirlemek önemli ama tek başına yeterli değil. Hedefinize ulaşmak için sizi durduran şeyleri keşfedin. Örneğin bilinçaltınızda gizlenen korkular, inanç sistemleri ve olumsuz düşünceler.

3. Sizi engelleyen nedenlerin gitmesine izin verin. Sizi sınırlayan düşüncelerin bir nedeni yani mantığı varsa üzerinde düşünün, eğer yoksa bırakın gitsin.

4. Farkında olun. Hem sağlıklı gruplar hem de depresyon, anksiyete, stres ya da bağımlılık sorunu yaşayan hastalar üzerinde yapılan klinik çalışmalar, farkındalığın fiziksel ve zihinsel yararlarını kanıtlıyor. İçgüdüsel olarak yaptığımız davranışlara neden olan nörolojik yollar genelde çocukluk dönemimizden etkileniyor ve geçmişteki benliğimiz bugüne taşındığı gibi geleceğe de yön veriyor.

5. Günlük tutun. Günlük tutmak en içten duygularınızı anlamak için en kolay ve en yararlı yöntem. Basitçe yazacağınız üç pozitif davranış, olumsuz düşüncelerinizi keşfetmenizine ve onlara karşı stratejiler oluşturmanıza fırsat verebilir.

6. Görselleştirin. Görselleştirme istediğiniz sonucu tekrar tekrar hayal etmenizi içeren bir zihin yönetimi tekniği. Bunu yapmak neden faydalı? Çünkü resimler anında beyninizin görsel merkezlerine işliyor. Beynin filtre sistemi resimleri tutuyor. Sinirbilim uzmanları her gün bu panoya bakmanın yani gerçekten ne istediğinizin mesajının beyninize gönderilmesinin bir liste okumaktan ya da hedeflerinizi gözden geçirmekten çok daha güçlü olduğunu söylüyor.

Bilincimizi yöneten güç: Bilinçaltı

Reem Nöroloji Merkezi Kurucusu Nörolog Mehmet Yavuz, beyin ve fikir sistemini eğitmenin mümkün olduğunu söylüyor. Bunun yolu beynimizi devamlı pozitif şeylere odaklamaktan geçiyor. Eğer negatif şeyleri düşünmeyi alışkanlık haline getirirsek biliçaltımız bu ifadeleri gerçek zannedip onu gerçekleştirmeye çalışıyor. Bilinçaltının bilincimizi yöneten asıl güç olduğunu söyleyen Yavuz, sözlerini şöyle sürdürüyor: “şuuraltı, bilgili taleplerimizi hepimiz bilincinde olmadan yerine getirmeye çalışır. Bilinçaltınız bahçe ise bilinciniz bahçıvandır. Günler, haftalar süresince bahçenize tohumlar ekiyorsunuz. İyi ya da kötü mahsul almanız, ektiğiniz tohumlara bağlı. Eğer buğday ekerseniz, üzüm toplayamazsınız. şuuraltı, bilinç gibi telaşlı değil, çok sabırlı. Eğer kötü tohumlar ektiyseniz, zamanı erişince siz hiç bilincinde olmadan meyvelerini acı acı tattırıyor. İşte bundan dolayı düşüncelerimizi denetim altına almak çok önemli.

 

Bilinçaltı nasıl çalışıyor?

Şuuraltı, mıknatıs gibi kendi realitesine uyan şeylerle rezonansa giriyor. Diğer insanlardan gelen olumlu veya negatif enerjileri, bilinçli halimiz algılayamasa da bilinçaltımız hissediyor ve etkileniyor. Bilinçaltı siz ne istiyorsanız, ne düşünüyorsanız ona bakılırsa kendini düzenliyor ve organizmayı yönetiyor. şuuraltını bilgisayarın sabit diski şeklinde kabul edersek, ekranda gördüklerimiz de şuuraltına bağlı olarak geliştirdiğimiz bilinçli yaşam alışkanlıkları oluyor. Biliçaltımız aslına bakarsak tüm olumsuz önermelerden etkileniyor ve bizi buna bakılırsa yönlendiriyor. Mehmet Yavuz sözlerini şöyle sürdürüyor: “Eğer, ‘başarırım, yaparım, çözerim’ şeklinde pozitif düşünceler kullanırsanız, şuuraltınız da sizde bu güç ve kabiliyetin bulunduğunu düşünür. Böylece arzu ettiğiniz şeyi gerçekleştirmek için yollar arar ve sonucunda da bulur. örneğin çocukluğundan itibaren zengin olmanın kötü bir şey olduğuna, zenginlerin yalnız haksız para kazanarak zengin olduklarına inanan biri zengin olmak istese bile hedeflerine ulaşamaz. Çünkü bilinç programına yerleşmiş bu yanlış inanç virüsü, şuuraltı bilgisayarı tarafından kabul edilmiş ve zengin olmaya yönelik fırsatlar bilinçaltı tarafından yok sayılmıştır.”

 

“Düşüncelerinize dikkat edin; söylemlerinize dönüşür. Söylemlerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür. Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür. Davranışlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür. Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür. Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür. Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.”
Mahatma Ghandi

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir