Doğum sonrası anne ve bebek arasındaki bağ nasıl olmalıdır?

Doğum sonrası anne ve bebek arasındaki bağ nasıl olmalıdır?

Kadın olmanın en büyük mucizesi içimizde bir can var etmektir, ailenin topluluğun iyi olması da bizler hanımların ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı olması ve sağlıklı kalmasına bağlıdır. Vücutlarımız yeryüzünün enerjisini yükselterek içimize akıttığından, dişil enerji var eden, toplayan, birleştiren gücümüzdür. Kadın; yaşamını daha iyi bir seviyeye getirdiğinde, bundan tüm aile yararlanır, çünkü hanım merkezdir ve hayata berraklık ve farkındalık getirendir. Gelin bu yazımda dünyamıza yeni doğmuş bebeğinizle ilk anların öneminden söz edelim.

Yeni doğmuş yavrunuz ve sizde tıbbi bir mesele olmadığı sürece onu hemen göğsünüze koymalısınız; ten temasını hissetmek, yeni dünyaya doğuvermiş yavrunuz ve sizin için çok önemlidir. Mutluluk ve sevgi hormonlarının en yüksek olduğu bu zaman, aranızda güçlü bağın oluşmasını elde eden çok etkili bir faktördür. Yeni bebekler vücut ısılarını koruyamazlar; annenin göğsü bebeğin sıcaklığını korumak için mükemmel bir yerdir ve orada sesinizi duyabilir, tanıdık bir yerde olmak ona itimat sağlar. Göğsünüzden süt kokusunu alabilir, göğüslerinize yakın olması onu emmeye teşvik eder, kendi emme refleksi ve içgüdüsü ile öteki memeli yavrularda olduğu şekilde, memenize emmek üzere atak yapar. Doğru şekilde memeyi kavrar ve iyi bir emzirme başlangıcı yapmanız mümkün olur. Göğüs ucu yaralanmalarının en baş nedenlerinden biri de; bebeklerin meme ucunu doğru şekilde kavrayamamaları sonucunda gelişmektedir.

 

En önemlisi, bir evrenden diğerine yumuşak bir geçiş yapmasını ve doğum şokunu kolayca atlatmasına yardımcı olur. Bu sürenin limitsiz olması da her anne ve bebeğin hakkıdır. Onu sizin koynunuzdan muayene, tıbbi işlemler, banyo amacıyla uzaklaştırılması,(gerekli olmadığı yalnız prosedür gereği yapıldığında) bebeğinizin güven duygusunu, sizi tanıma sürecini bozabilir ve çok önemli ilk beslenmeleri engelleyebilir . Yanı sıra bağlanma sürecine zarar vererek bebeğin gereksiz bir stres yaşamasına neden olur. Fakat günümüzde insanların çoğu, bebeklere doğumun hemen ardından banyo verilmesi icap ettiğini düşünmektedir.

Oysa ki bebeğinizin doğum sonrası ilk saat yada da tüm gün boyunca yıkanmadan kalmasının tıbbi bir sakıncası yoktur, tam aksine bir çok faydası vardır. Bebeğin ilk banyosunun ne vakit yapılacağına siz karar verebilir ve sizin katılımınız da sağlanarak “ilk banyosu” verilebilir. Bir banyo için anneden uzağa alınan bebek kendi vücut ısısını korumak için daha çok enerji harcayacaktır. Banyodan sonrasında da ısı lambası altında konularak vücut ısılarını arttırılması gerekli olur. Bir annenin göğsü bebeğin sadece doğru ısıda kalmasına yardımcı olacak kadar ısıtmak veya soğutmak yeteneğine haizdir. Bu naturel karışımın içine bir banyo eklemek sadece bebeğin kendi vücut ısısını korumak için zorlanmasına yol açar. Annesinden ayrılmış olmak bebek için yeni dünyaya geldiği dünyanın stresine ek bir katmandır.

 

Sizin için de öyle, yavrunuz banyo için sizden alındığında, bu sizi rahatsız eder, üzülürsünüz. Bebeğiniz de ise bu ayrılışa tepki olarak stres hormonları artar; kalp hızı ve kan basıncı yükselir; daha hızlı nefes alır ve heyecanlanır. Bu stresli duruma cevap ise, geçici olarak onun kan şekerini düşürebilir. Yanı sıra steril amniyotik sıvı içinden hiç mikropla tanışmamış ve steril ( steril demek: hastalık yapan ve yapmayan mikropların olmaması anlamına gelir)olarak dünyaya gelen bebeğin cildinin koruyucu bakteri florası olmadığından, doğduğu mikroplu dünyadan korunması için hiç değilse 24 saat yıkanmadan kalması, cilt P hının oluşmasını hızlandıracaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir