Güneş yoksa D vitamini de yok

Güneş yoksa D vitamini de yok

Kemik ve kas sağlığı için çok önemli olan D vitamininin sentezlenmesi için güneş ışınlarına ihtiyacımız var. Peki cilt kanseri riskini oluşturmadan D vitamini düzeyini iyi mi artıracağız?

Neredeyse hepimiz yüzümüzü güneşe döndüğümüzde D vitamini depolarımızın dolup taşacağını zannediyoruz. Her mevsim güneşi görebildiğimiz bir ülkede yaşadığımız için vücudumuz için hayati öneme sahip bu vitaminin eksikliğini yaşayacağımız aklımıza gelmiyor. Oysa özellikle büyük kentlerde hemen herkesin D vitamini oranı, olması gerekenin hayli altında. Hal böyle olunca kemik ağrılarından çocukların geç diş çıkarmasına, yürümelerinin gecikmesine ve kemik sağlığının bozulmasına kadar bir dizi sıkıntı da ortaya çıkıyor. Konu hakkında bilgisine başvurduğumuz Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Didem Büyüktaş Aytaç, D vitamininin kemik sağlığında büyük önem taşıdığını belirterek “D vitamini kalsiyumun bağırsaktan emilmesini sağlıyor. Güneş ışığının etkisiyle deride sentezlenen bu vitamin, karaciğer ve böbrekte işlem görerek aktif hale geliyor” diyor.

Amerikan Tıp Enstitüsü’ne göre ideal D vitamini düzeyi 20 ng/ml. Eksikliği ise özellikle 0-2 yaş arasındaki çocuklar, ergenler, hamileler ve emziren anneler açısından riskli. Konuya çocuklar açısından bakıldığında bu vitaminin üzerinde daha fazla durmak gerekiyor. Dr. Didem Büyüktaş Aytaç, büyümekte olan çocukların kemik gelişimi için kalsiyum, fosfor ve D vitamini gerektiğini vurguluyarak “D vitamini eksikliği çocuklarda raşitizm adı verilen kemik hastalığına yol açıyor. Raşitizm büyümenin hızlı olduğu ilk bir yaşta daha sık görülüyor. Ayrıca bu vitaminin eksikliği diş çıkarmada, yürümede, oturmada gecikmeye, bacak eğriliklerine yol açtığı gibi bıngıldağın normalden büyük olmasına ya da geç kapanmasına ve sık hastalanmaya da neden olabiliyor” diyor. Kemik ağrıları, kemiklerde hassasiyet ve kas güçsüzlükleri de D vitamini eksikliğinde ortaya çıkan olumsuz tablolar arasında. Ayrıca kanser, kalp hastalıkları, yüksek tansiyon, nörolojik ve psikiyatrik sorunların da bu listeye eklenebileceği belirtiliyor.

Peki hangi etmenler D vitamini eksikliğine yol açıyor? Bu sorunun cevabını kısaca“Güneş ışığından yeteri kadar faydalanamamak, annenin D vitamini eksikliği, prematüre doğum, beslenmedeki yetersizlikler, bağırsak, karaciğer ve böbrek hastalıkları ile kullanılan bazı ilaçlar” diye vermek mümkün. Günümüzde çocukların açık havada eskisi kadar vakit geçiremediğini, sokakta oyun oynayamadığını anlatan Dr. Büyüktaş Aytaç, “Çocuklar evlerde, kreşlerde, okullarda kısacası kapalı alanlarda güneş ışınlarından uzakta yaşıyorlar. Bu da D vitamini eksikliğine sebep oluyor. Ayrıca mevsim, hava kirliliği, havanın bulutlu olması, güneş kremi kullanımı ve giysiler gibi faktörler de güneş ışığından faydalanmamızı etkiliyor” diye devam ediyor. Bu bilgiler çocuklarda D vitaminini olması gereken düzeyde tutmak için yapılması gerekenler hakkında fikir veriyor. Takviye ve beslenme konusunda dikkat edilecek noktalar şöyle: “Anne sütündeki D vitamini düzeyi yetersiz olduğundan doktorun uygun gördüğü çocukların bir yaşına kadar günde 400 ünite D vitamini alması gerekiyor. Bu takviye üç yaşına kadar da sürdürülebilir. Beslenmeyi de D vitamini yönünden zengin hale getirmek önemli. Yumurta, balık, kırmızı et gibi hayvansal ürünler ile patates, domates ve biber gibi sebzeler zengin D vitamini kaynakları.”KREM SÜRSEK Mİ SÜRMESEK Mİ?

D vitamini eksikliğini önlemenin en iyi yolu ise hiç kuşkusuz, çocukların yeterince güneş görmesi. Dr. Büyüktaş Aytaç, “Güneş girmeyen eve doktor girer” atasaslınü hatırlatıyor ve çocukların elleri, kolları ve yüzü açık olacak şekilde mümkünse her gün, güneş ışınlarının dik geldiği saatler dışında 15-20 dakika koruyucu krem kullanmadan güneşlenmesi icap ettiğini belirtiyor. Cam, D vitamini sentezlemeyi sağlayan ultraviyole ışınlarını geçirmediği için güneşin etkisinden yararlanmak için direkt ışınlara maruz kalmak önemli. Yani pencerenin arkasından güneşlenmek işe yaramıyor. Ancak söz mevzusu güneşlenme olunca ince bir dengeyi tutturmak gerekiyor. Zira uzmanlar güneş ışınlarının cilt kanserine sebep olabileceği gerçeğinin de unutulmaması icap ettiğini vurguluyor.

Güneşlenme formülü
11.00’DEN ÖNCE
16.00’DAN sonrasında
Mevsim yaz… Neşeyi, eğlenceyi ve tatili çağrıştıran bu mevsim özellikle hamileler açısından büyük önem taşıyor. Hamilelerin yaz aylarını daha rahat geçirebilmesi için güneşin yararlı ve zararlı yönlerine dikkat etmeleri çok önemli. Hanım Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Bülent Arıcı, yaz mevsiminin avantajları hakkında şunları söylüyor: “Güneş ışığı ihtiva ettiği ultraviyole ışınları sayesinde cilt altı yağ dokusunda etken D vitamini oluşmasını sağlıyor. D vitamini bağlarırsaklardan kalsiyum emilimini artırarak hamilelikte yükselen kalsiyum ihtiyacını karşılamış oluyor. Bu sayede bebek için ihtiyaç duyulan kalsiyum, anne adayının kemiklerindeki depolar yerine yiyeceklerden karşılanıyor. Bu da annenin, ileri yaşlarda özellikle menopoz döneminde kemik erimesi riskini azaltan bir unsur.” Öte taraftan hamilelik döneminde artan östrojen hormonu, hızla bronzlaşmaya, leke ve çillerin güneş ışığının etkisiyle daha belirkin hale gelmesine yol açıyor. Bu nedenle hamilelikte uzun süre güneş altında kalmamaya özen gösterilmesi uyarısında bulunan Op. Dr. Arıcı, güneşlenme saatlerini “11.00’den önce, 16.00’dan sonrasında” olarak sınırlandırıyor. Hamileliğini yazları yaşayan hanımların sıvı kaybı konusunda dikkatli olmayı ve günde en az üç litre su içmeyi hep akılda tutması da önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir